Follow by Email

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Muhteşem Yüzyıl: Why so fakir? :((

Merhaba, umarım, iyisinizdir, ben de fena değilim, falan filan ve sadede geliyorum: BANA BUNU YAPMAYACAKTIN MUHTEŞEM YÜZYIL!
Madem bir hibinelik edip son anda kolaj bölüm yayınlayacaktın, o fragmanları yayınlayıp bana tüm hafta "ooovv Lütfi Şah'tan tekmeyi yemeden bir kez meme elleyebilecek mi?", "Gülfem yasak aşkına bir şey olacak diye üçbuçuğa bağlayacak mı?", "Nigar gebereyazmadan İbrahim'in mezarındaki çalı çırpıya son kez sürtebilecek mi?", "Haticem'in saçları bu bölüm yatışacak mı?" diye televizyonun başında yemek + konaklama dahil yaz kampı kurdurmayacaktın!

Senin yüzünden şu anda kafamda rahmetli babaannemden kalma bir tülbentle sıkıştırılmış patates dilimleriyle oturuyorum ki derin üzüntü kaynaklı baş ağrım geçsin :((

Yaptığın bu gödlüğün hesabını tabi ki vereceksin Muhteşem Yüzyıl, sanma ki seni çok seviyorum diye bana attığın bu kazığı görmezden gelirim, affederim, uslu uslu feysbuku açıp insanlara sataşarak acımı unuturum.

Ve işte şimdi o debdebenin, o "Hürrem'in çiğnediği sakız 100.000 akçeye satıldı" reklamlarının, Şah ve Hatice kezopatralarının "kullarımıss da kullarımıss" havalarının altındaki inanılmaz fakirliği ve dramı açıklıyorum:

1-) Karısının kürküyle sefere giden adam:

Tabi ki Süleyman! Ne sandınız, zavallı Lütfi bir punduna getirip arka bahçeye serili çamaşırlardan Şah'ın tangasını bile çalamaz, Hatice'nin zavallı kocası Hüsrev derseniz o zaten Hatice'nin tangası olduğunu hayal bile edemez :( Ama Süleyman canıms, karısını o kadar seviyor ki sefer ya da av olduğunu düşündüğüm toz topraklı, sidikli bir yere Hürrem'in kürküyle gitmiş:


              "Karımla aynı beden giyiyoruz :)) Mahidevran'ın elbisesine bacağım bile sığmaz lan"


2-) Fakirliğin dibi: Üvey annenin eskilerini giymek:

Siz bakmayın onun öyle "Ben Mihrimah, cihanın en güçlü sultanı, her dediğim yapılıyor ayol :s" dediğine, en fazla "Şeker Ağa çarşıdan bana notella alsın" demiştir de alınmıştır, onu diyor fakir. Zaten başta Taşlıcalı, sonra Bali Bey olmak üzere "yani tamam renkli gözlüsün, Rus göçmenisin ok, beyaz tenlisin ama yakamızdan düş nolur :)" diyerek bunu şutlamalarından belli olduğu üzere en fazla Farmville Cihanı'nın en güçlü sultanı olur bu kezo :D
Fakat ne olursa olsun, bir Süleyman kızı olarak Maho'nun eksi kaftanını giymeyi hak etmemişti :((


                                       "İkimiz de Kezbantozorus familyasındanız. Lan acaba?"


3-) Öyle fakir olmak ki çeyizi belediyenin göndermesi:

Bu fakirlik de yine Mişrima'ya ait. Anası "bunun evliliğinden de Hatice halasınınki gibi bir pok olmayacak ama neyse, şehzadelerim :))" diyerek Hatice'nin henüz akli dengesini yitirmeden, yani bütün gün "kocişim de kocişimm" diye gezdiği zamanlarda giydiği bir fistanını dürüp, buncağızın çeyizine itelemiş :(


      "Hahahah, Mihrimah'ın gaffam kadar memeleri bu elbiseye sığmaz, intikamımı aldım :))"


İşte sen böyle fakirler fakiri bir dizisin Muhteşem Yüzyıl, Hürrem'in dernek kurma bahaneli altın gününde giydiği elbiseyi Mihrimah'ın düğününde de giymesini felam saymıyorum acıyorum yine. FAKİR OLMASAN BU AKŞAM O YENİ BÖLÜMÜ YAYINLARDIN! Böhühühehüeğğ çok mutsuzum defooool!

Uyuma seyirci, bu dizi fakir.

Böylece Monte Cristo Kontu'nun kimden ilham alınarak yazıldığını da öğrenmiş oldunuz. Esen kalın.

3 yorum:

  1. çok yaşayın beni acaip güldürüyorsunuz..

    YanıtlaSil
  2. Şu güzel yazılardan Leyla İle mecnun da nasibini alsa ne güzel olurdu!!

    YanıtlaSil
  3. Muhteşem yazı why so zengin? :) Arkadaş bu gözünden hiç bişey kaçmayan insanlara hastayım.:)

    YanıtlaSil

ve sahne sizin