Follow by Email

7 Nisan 2013 Pazar

Sosyal ağlar, keşke ilelebet çökseniz canım yaaaa

Ben bu sosyal ağlar konusunda ağır kanlıyım dostlar.
Aslına bakarsanız her konuda ağır kanlıyım, hani bir tip vardır ya, daha küçük bir ilden İstanbul'a üniversite için gelmiştir, okulda 100 kulüp varsa yüzüne de üyedir, kah yaşlılar evini ziyaret eder, kah pembe totolu Erasmus öğrencileri ile şarap evlerinde derin sohbetler eder, festivallerde çekilen 1 milyon fotoğrafın yarısından fazlasında bunu başrol, yan rol ya da figüran olarak görebilirsiniz, sinema gecesi yapılacaksa bu organize eder, yemekhane mi boykot ediliyor, tabi ki en önde kendisi. Söylememe gerek yok sanırım, dersleri de süperler ötesidir. Emirgan'da çektirdiği bir fotoğrafın altına, Polonya göçmeni şaman erkek - koyu Yahudi Hispanik kadın evliliğinden doğmuş gibi cibiliyetsiz bir isme sahip olan yabancı tipler "woooovv nice pic!" filan yazar, bu da "thanx my friend :))" diye cevaplar hemen. İşte benden 5 tane üretseler ve hepsini sahaya salıp yaptıkları sosyallikleri benim hesabıma yazsalar yine de şunun onda biri kadar sosyal olamam, hele "tek başına yapacaksın tüm bunları" derseniz, beni çoktan ölmüş hocaların yazdığı kitapların atıldığı fakülte depolarının arkalarında bir yerde uyuyakalmış bulursunuz, o kadar feci bir vakayım. Hayatımda ilk kez 6 aydır kullandığım, ginseng adlı, böyle savaş sanatı isimli şey sayesinde Nevizade'de arkadaşlarımın karşısında otururken 23:00 dedi mi uyuklamaya başlamıyorum, "ay biz de filanca ile sabaha kadar oturup sohbet ettik" diye böbürlenebiliyorum. O da bu üstteki tipin 20'de 1'i kadar filan :(( 



                                "Festival çimlerinde bile uyuyakalan kız" - Waterhouse / 1889 

Şimdi zaman atlaması yapıyoruz ve yaklaşık 7-8 yıl Facebook'a nasıl üye olmadım sürecini geçiyoruz, sadece şunu söyleyebilirim: iflah olmaz bir ketumum, puantiyeli bir şemsiyenin altına sığabilen max. sayıda suratla birlikte poz vermeyi hiç sevmem, fotoğraf için uzaklara bakma yeteneğim evrimde ölüvermiş, art arda 20 tane Sezen Aksu ya da Nilüfer şarkısı paylaşamama hastalığından muzdaribim, "anlayana!" ile biten kısa cümleler kuramıyorum, hatta gördüğünüz gibi kısa bir şey yazamıyorum, ve üye olduktan sonra "hasss.. biliyordum böyle olacağını" dediğim nice sebepten. Ah min el-üşengeçlik, ve min el-snobluk.

Üye oldum da ne oldu?

 * İlk zamanlar o kadar cahilim ki, mal gibi herkesin her yazdığına maruz kalıyorum. Zengin koca bulma konusunda Kuzey Kore askeri gibi kararlı olan bir arkadaş, evden çıktıktan sonra uğradığı marketten AVM tuvaletine, gittiği beyinsiz zengin toplaşma yerlerinden yürüdüğü kaldırıma kadar her yerden yer bildirimi yapıyor, hatta Foursquare hesabını da Facebook'a bağlamış, oradan da check-in yapıyor, bana duble duble yollar döşeniyor dostlar, teknoloji karşısında çaresizlikten ağlıyorum. 

* Bir başkası yemin ediyorum ki anasının tuvalette yırttığı Kuran sayfasına sardığı ekmeği yerken doğurduğu yeğeninin, uyurken ağzından akan salyasından burnundaki mikro kıl köklerine kadar her anatomik özelliğini fotoğraflayıp "halasının canıııı :)))" diye paylaşıyor, her batında 10-15 pozdan, haftada 4-5 posta, varın siz düşünün, geberiyorum, sinirden yüzlerimi yoluyorum.

* Bir diğeri 80'lerde Adana pavyonlarında çıkıyormuş gibi dekolteler ve lacivert far-kırmızı ruj kombinasyonlu   pozlarını "can sıkıntısıııı" diye paylaşmaktan ve kafa üç numara, kirli sakallı, beyaz t-shirtlü tiplerin "VerSu ne zaman toplanıyoruz güzelim?" yorumlarına "En kısa zamanda cnm inşallllahhhh :))" yazmaktan usanmıyor. O esnada kendimi resmen torununun porno videosunu bulmuş babaanne karikatürü gibi hissediyorum mk, "inanma seni .." diyemiyorum da asdfdsas. Üzülüyorum.

* İmoyşınıl takılan bir diğeri ise smiley ile aşksal durum bildirme konusunda ihtisas yapmış, her daim mağdur, her daim kırılmış, kıymeti hiç bilinmemiş, gıdısı ve 150 beden göğüslerinin altındaki kalbi hiç anlaşılamamış bir ablamız: ":/", ":(", ":)". Karı yarım saatte bir değişik bir yüz ifadesi yazıp gönderiyor ve bunu 20 kişi beğeniyor lan?! Ölüyorum anne yardım et!

* Fakat biliyorsunuz ki en karanlık an, şafağa en yakın andır: amansızca Kadınlar Kulübü fan sayfası görseli paylaşarak, beni kör kuyulardan Miami plajlarına atan sevgili arkadaşım Şah-ı Kezban, iki dünyada etrafını kocişler sarsın, göbüşüne bebişler, memişlerine sütişler dolsun, müstehcen film izleyen kocaların çaresi, idrarlı toniklerin para kıran girişimcisi sen ol inşallah! 




                                               Keşke beyin zarın da kırılsaymış cınım :)))

İşte herkesin nefes almasından cinsel hayatına, erkek arkadaşının attığı kazıkların darbe derinliğine kadar her boka maruz kalmaktan kurtulmam, 4 senelik sevgilisi tarafından terk edilince cozur cozur cozutan bu müjdelenmiş insan sayesindedir, yaklaşık iki trilyonuncu nispetli sözlü karı görseli gördüğüm an gözümün kararıp "yeter ulan, bir çaresi olmalı kodumun yer bildiriminden, görselinden, şarkı sözünden, smileyinden kurtulmanın, yoksa üstümü başımı yırtarak sokaklarda koşacağım lanet olsun" dediğim ana tekabül ediyor insanları takip etmekten çıkabilmenin mümkün olduğunu anlamam. 

Twitter, her burcun oturma organını yalayıcı burç yorumu yapan hesaplar ve bu yorumları retweet eden gerizekalılar şahları, Fırat, Orçun, Vasfiye, bilmemkim gibi karikatür ve dizi karakterlerinin ağzından arabesklikten öğürten yorumlar yazanlar falan başka bir zaman artık.

Esen kalın.                    


1 yorum:

  1. ay bayıldım ayol!!!:)

    3 yazınızı okudum, 3'ü de birbirinden harika!
    üstelik de biri, hakkında hiç bir fikrimin olmadığı muhteşem yüzyıl üzerineydi...

    iyi ki varmış ekşi,
    aklımdasın isolde. hoşçakal:)

    YanıtlaSil

ve sahne sizin